aktif_banner

Her mevsim endurocu

“Karla kaplı bir yaylada, dar bir yolda iz açarak motosiklet kullanmak yaşanası bir deneyim...” Bu sözler, yaz kış motosiklet kullanan EMOK Genel Sekreteri Hakan Erman’a ait. Aynı zamanda ADAC-DVR ve IAM sertifikalı Yol Gözlem Sürüşü eğitmeni 4 Türk’ten biri olan Hakan Erman; kış gezileri, hafta sonu kampları, eğitim ve trafik konusunda ilginç deneyimlerini bizimle paylaştı.

 Kozmetik sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın sahibi olan 36 yaşındaki Hakan Erman’a, motosiklet tutkusunu, yurt içi ve yurt dışı seyahatlerini, kış gezilerini, eğitim ve trafik konusundaki çalışmalarını sorduk. Erman, deneyimlerini ve görüşlerini şöyle anlattı:

ÇADIR VE MOTOSİKLET GÜZEL BİR İKİLİ OLDU

Motosiklet kullanmaya başlamam yaklaşık 10 sene öncesine dayanıyor. 2000 yılına doğru internet üzerinden arkadaş grupları oluşmaya başladı. O zamanki ilk gruplardan Enduro Club olarak, birlikte geziler yaptık. Doğayı sevdiğimizi keşfettik. Çadır ve motosiklet çok güzel bir ikili oldu. Yaylalara geziler, seyahatler derken, motosiklet iş dışındaki zamanımızı daha çok ayırdığımız bir faaliyet haline geldi. Sonra biraz daha ciddileştik. Eğitim almaya başladık.

MİSYONUMUZ BİLİNÇLENMEK VE BİLİNÇLENDİRMEK

Sonra “dernekleşelim, amaçlarımız doğrultusunda çalışabilelim, hareket edebilelim” diye EMOK kuruldu. EMOK’un da ana misyonu motosiklet konusunda bilinçlenmek ve bilinçlendirmektir. Bilinçlenme sadece motosiklet konusunu değil, yurt, coğrafya, insan, doğa, tarih bilincini de kapsıyor. Böyle bakarsanız, motosikleti çok şeye bağlayabiliyorsunuz.

Çeşitli eğitimler aldım. Eğitim almanın devamı için de eğitim vermeye başlamak lazım. Çünkü buna kalkışmak bile sizi her zaman bilgilere hakim olmaya zorluyor. Ayrıca yola çıktığınızda, eğitimde anlattığınız şeylerin hepsine uymak zorundasınız. Biri size bir şey anlattığında uymasanız da olur, öğrenci psikolojisi gibi. Ama anlatan kendiniz iseniz, “Bu yaptığımı biri görürse ayıp olur” diye düşünüp kendinizi bir kafese alıyorsunuz. Ama iyi bir kafes bu. Motosikleti düzgün kullanmanızı sağlıyor.

 200’DEN FAZLA KİŞİYE EĞİTİM VERDİK

Şu ana kadar EMOK’ta 200’den fazla kişiye eğitim verdik. EMOK üyesi olmayıp gelenlere de eğitim verdik. Biz hiç ayırım yapmadık, kapımız her zaman herkese açık oldu. EMOK zaten bir çalışma grubu mantığıyla hareket ediyor.

ALMAN STANDARDIYLA EĞİTİM VERİYORUZ

Eğitimde belirli bir standardı izliyoruz. Almanya’nın ADAC ve DVR kuruluşlarının standartlarıyla eğitim düzenliyoruz. Türkiye’de bunu veren birkaç yer daha var. Bunlar, bir günlük kurslardır. Kişi kendi motoruyla gelir ve kurs sabahtan akşama kadar sürer. Motosiklet hakimiyeti, kontrolü ve güvenliği konusunda tam bir eğitimdir. Bu eğitim Türkiye’de “ARA Kontrol” ismini aldı. Advanced Riders Academy’nin ARA’sı ve Kontrol. İleri Seviye Sürüş Akademisi de diyebiliriz.

EĞİTİM HER SEZON TEKRARLANMALI

Bu eğitimin her sezon tekrarlanmasında yarar var. Bu eğitimi ben veriyorum, ama birisi bana verse yine gideceğim. Hatta bunu da yapıyoruz bazen, öğrenci oluyoruz ve bunu deniyoruz. Biz de bunları tekrar gözden geçirme ihtiyacı duyuyoruz. Çünkü bir tehlikeden kaçınma, acil durum freni, acil yön değiştirme, çember düzeninde bir yerde devamlı viraj çalışma, bunu yolda yapamıyorsunuz çünkü şartlar devamlı değişiyor. Hiçbir durumun tekrarı yok ama eğitim için tekrar gerekli. Devamlı o viraja girmek zorundasın, defalarca, üst üste tam olarak yapana kadar. Üst üste en iyi freni bulana kadar deneyeceksin. Çünkü freni yolda denediğiniz vakit acil bir durum var demektir. Önceden iyi fren çalışacaksın ki, özellikle ön frendeki sağ elin çok hassas çalışabilsin.

EMOK bünyesinde 21. “ARA Kontrol” eğitimimizi yaptık. Sonra “ARA Yol” var ama biz ARA Yol eğitimi vermiyoruz. Aslında ben bu eğitimi vermeye yetkiliyim ama şu ana kadar vermedim. Onu da İngiliz standardında veriyoruz. Institute Of Advanced Motorist sertifikasıyla yolda gözlem yapmak, not verebilmek gibi bir yetkimiz var ama onu EMOK bünyesinde vermiyoruz.

 KIŞ GEZİLERİ BİZİM İÇİN UNUTULMAZ OLDU

Yunanistan’a, Ege’ye ve Bolu’ya yaptığımız kış yolculukları bizim için unutulmaz oldu. En son geçen yıl kış gezisine çıktığımızda kar yoktu ama epey çamur vardı. Bu gezilerin amacı nedir? Hafta sonu kamp yapılır, 2-3 gün sürer. Rota kabaca bellidir. Haritayla bilinmeyen bir rotadan o dağ aşılıp öbür tarafta bir yerleşim bölgesine inilmesi umulur. Genellikle çamurla ve karla mücadele halinde olursunuz. Gece kamp kurulup yatılır. Zorlanılır mı? Tabi zorlanılır ama yüksek hızda yapılan bir faaliyet olmadığından çok da tehlikeli değildir. Yolu aşmak zordur ve biz bununla uğraşmayı seviyoruz.

ÜŞÜYORSUNUZ AMA TİTREMİYORSUNUZ

Bolu’da kamp yaptığımızda her yer buzdu. Motor üzerinde biraz üşüyorsunuz ama öyle tir tir titreme olmuyor. Hatta ben kışın otomobile bindiğim zaman daha çok üşürüm, motosiklette üşümem. Bana günlük kıyafetlerimiz çok lüzumsuz gelir. Bir gömlek ya da tiril tiril bir pantolon giyiyorsunuz, oradan buradan hava giriyor ve üşüyorsunuz. Ama motosiklete bineceğiniz zaman iyi giyiniyorsunuz. Kolay kolay da üşümüyorsunuz.

Kışın motosiklet kullanıyorsanız pamuklu giysiden kaçınacaksınız; polyesterden dokunmuş özel içliğiniz, üzerine ince veya kalın bir polar, daha soğuksa ikisi birden üst üste giyilecek. En dışta da kabuk katman olacak. O katmanın da nefes alır bir şey olması lazım. İçinizden dışarıya nemi atacak, ama dışarıdan içeri rüzgar geçirmeyecek bir şey. Dış katman ince de olabilir. Kalın şeyler giymenize gerek yok. Yeter ki rüzgarı kessin, içeriden de nemi atabilsin.

 TRENLE GİDİP MOTORLA DOLAŞIYORUZ

İyi bir artçı olan eşimle birlikte yurt gezileri yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Birlikte gideceğimiz daha çok yolumuz var. Tatillerimizde seyyah gibi olmayı seviyoruz. Bir tane Türkiye haritamız var, geçtiğimiz yolları siyah çizgiyle işaretliyoruz. “Nerelere gitmişiz, daha gidecek nereleri var”, görüyoruz haritadan.

4 KEZ ERZURUM'A GİTTİK

Doğuya gitmek için birçok kez treni kullandık. Mesela Malatya’ya trenle gittikten sonra, motorla yola çıkıp Doğu’yu dolaşmıştık. Erzurum’a 4 kez trenle gittik ve oradan başladık gezilere. İstanbul’a bazen motorla, bazen de trenle döndüğümüz oldu.

Önceki yıllarda Meram Ekspresi ile Konya’ya varıp, oradan Akdeniz kıyılarında kamp yapıp geri dönmek mümkündü. Trenle cuma'dan yola çıkıp, motor gezisini tamamladıktan sonra pazartesi işimize başlayabiliyorduk. Ankara’ya da trenle gittik. Yozgat taraflarını dolaşıp geri döndük. Ancak Konya treni kalktı. Ankara saatleri ise pek uygun değil. Şu anda bize tek uyan Erzurum treni... Yurt dışı gezilerimiz de oldu. Yunanistan, Suriye, Ürdün ve İran’a gittik. Yeni gezileri planlıyoruz.

KURALLARA UYALIM Kİ HAK TALEP EDELİM

Trafikte motosiklet hakları konusunda iki durum var. EMOK’un misyonundan yola çıkarsak ilk önce bizim bilinçlenmemiz önemli. Tabi ki bir taraftan kanun yapıcıyla bir ilişki içerisinde olmamız, ona doğru mesajları vermemiz gerekli ama daha da öncelikli olan trafikte bizim kendi kendimize yapmamız gereken şeyleri doğru yapıyor olmamız lazım. Mesela iyi motosiklet kullanıyor olmamız, trafik kurallarına uymamız lazım. Bunları iyi yapmalıyız ki gidip bir yerden hak talep edebilelim.

 GEÇİŞ ÖNCELİĞİ SIRALAMASINDA MOTOSİKLET YOK

Diğer taraftan, kanunda motosikletle ilgili bazı sorunlar var. Bunlarla ilgili mesajlarımızı da vermeye çalışıyoruz. Mesela trafik kanunu var. Ne zamandır çıktı çıkacak ama çıkamıyor bir türlü. Trafik kanununda motosikletin adı yok. Yani geçiş önceliği konusunda motosiklete değinilmiyor. Ama onun da diğer büyük araçlara göre öncelikli sıraya konulması gerekiyor. Bir de ehliyet meselesi var. Sürücü belgesi veren yerlerde doğru dürüst motosiklet eğitimi yok. Sınava giriyorsunuz, motosiklete özel hiçbir şey yok. Durduğun zaman hangi ayağını yere koyarsın? Motosikletle giderken bakış nerede olmalı? Viraj dönerken ne olur? Ön fren, arka fren ayrı mıdır? Bunların hiçbirini bilmeseniz de ehliyet sahibi olabiliyorsunuz. Bu sistemin değişmesi lazım.

Motosikletçilerin artmasını istiyorum ama bir taraftan da korkuyorum. Motosiklet kullanmak bir spordur. Motosiklet kullanmayı öğrenmek hiçbir zaman bitmez. Hayat boyunca öğrenmeye devam etmeniz lazım. Bariz bir şekilde tehlikeli bir araç.

Köprü ve otoyol geçişleri ile ilgili mücadelemiz de oldu. Eskiden motosikletlerin geçişleri ucuzdu. Sonra otomobillerle ya da küçük kamyonlarla aynı kategoriye çıkarıldı. Bu konuda davalar açıldı. Karayolları geri adım attı, “KGS alırsan, bir miktar indirim yaparız” dediler.

OTOMOBİLİNİ BIRAKIP MOTORA BİNENLER TEŞVİK EDİLMELİ

Bence motosikletin şehir trafiğine büyük yararı var. Eğer vatandaş razıysa otomobilini bırakıp motosikletle yol yapmaya, bu teşvik edilmeli. Ağır değil, yollara zarar vermiyor, yolları, park yerlerini kaplamıyor. Sokaklarda da bir şey yapmıyor, fazla benzin yakmaz, hava kirliliğine otomobillerden daha az yol açar. Trafik sıkışıklığının maliyetinin 5 milyar dolar olduğu açıklanmıştı. İnsanlar eğer otomobili bırakıp motosiklete binmeye razıysa, bu teşvik edilmelidir. O adamı köprüden bedava geçireceksin, motosiklet park yerleri yapacaksın, önceliğini tanıyacaksın, köprü yolları trafikte sıkıştığı zaman, otomobillerin durduğu noktada emniyet şeritlerinden geçişlerine göz yumacaksın. ÖTV zammı yapmayacaksın, aksine azaltman lazım. Ama en önemlisi de eğitime çok büyük önem verilmesi lazım. Çünkü herkesin bilinçsiz bir şekilde motosiklet kullanması hiç de iyi olmaz.

Motosikleti teşvik ettiğin zaman bugünden yarına bir fark olur. Bugün bir yerde maç oluyor, trafik rahatlıyor. Trafikteki insanların yüzde kaçı maçı seyreder? Herhalde yüzde 2 ya da 3’ü. Demek ki çok sayıda insan motosiklete yönelse trafik açılacak. Bu çok kısa dönemde olabilecek bir şey.

Yetkililer 4 kişinin bir otomobille köprüden geçtiğini düşünüyor. Geçebiliyor da kim geçiyor, saysınlar bakalım kaç kişi var içinde. Otomobillerde çoğunlukla bir kişi var. Motosiklete iki kişi de binebiliyor. Bu da unutulmasın…